Grand Theft Auto serisi altında yayınlanan gerek küçük gerek büyük her oyun, dönemine göre devrim niteliği taşımıştır. Oyunculara sunduğu özgürlükten, oyun dünyasındaki “aksiyon” kavramını genişletmesine, ve tabi oyunlara eklenen senaryolar sayesinde oyunculara oyunun geçtiği dönemin şartlarını birebir yaşatmasına olanak sunmasıyla. Ve bu senaryolarda da olmazsa olmaz bir ana karakter vardır. GTA III’ten bu yana GTA oyunlarında senaryoyu, ana karakterlerin gözünden birebir yaşamaktayız. Peki, anılarımıza kazınan bu oyun serisinde en çok hangi ana karakteri sevdik?

Yıllar geçtikçe ve teknoloji ilerledikçe Rockstar da boş durmadı. Oyunun senaryosu ve oynanışı konusunda da devrimsel özellikler sundular. Mesela GTA V’te ilk defa üç farklı ana karakteri canlandırdık. Bu durum sadece GTA oyunlarında değil, uzun soluklu aksiyon oyunları için de bir devrimdir.

GTA 1, GTA 2 ve GTA London serileri hariç (o oyunlar senaryo odaklı değildi, arcade bazlıydı ve çoklu karakter seçimi yapıyorduk) GTA serisi bugüne kadar tam 12 ana karakterleri gördü. Screenrant sitesinin editörleri tarafından seçilen bu ana karakterlerini en kötüsünden en iyisine sizler için derledik.

#12 – Huang Lee (GTA: Chinatown Wars)

GTA serisinde belki de en kendine münhasır oyun olan Chinatown Wars’da hayat bulmuş olan Huang, ailesinin intikamını almak için Çin’den Liberty City’e gelmişti. Fakat bir anda kendisini karmaşık bir olay çemberinin içinde bulmuştu. Kendine has tarzıyla dikkat çekici olan Chinatown Wars oyunu, sadece mobil cihazlara ve el oyun konsollarına çıktığı için yeteri kadar oynanamadı ve bu yüzden Huang Lee de yeteri kadar tanınamadı.

#11 – Claude Speed (GTA III)

GTA 3, 2000’li yılların oyun dünyasında açık dünya ve aksiyon konseptini birleştirerek şüphesiz bir devrim yapmıştır. Yapmıştır ama, oyunun dönemine göre bir o kadar da özensiz bir senaryosu vardı. Ve bu senaryoda oyunun ana karakteri Claude’ye tek bir replik bile düşmüyordu. Haliyle Claude, namı-diğer “sessiz adam” olarak anılırken, oyunun senaryosu da oyuncular tarafından ciddiye alınmamıştı.

#10 – Toni Cipriani (GTA: Liberty City Stories)

Toni Cipriani ilk olarak GTA III’te görev aldığımız bir adamken Liberty City Stories’te de ana karakter olarak karşımıza çıkmıştı. Oyun genel olarak GTA III’te de bulunan Leone mafyasını ve mafyanın bulaştığı karanlık işleri anlatsa da oyunun senaryosu 80li ve 90lı yılların meşhur film klişeleriyle doluydu. Özellikle Toni, Tony Soprano’nun portesini birebir yansıttığı için oyuncular tarafından ciddiye alınan bir karakter olamadı.

#9 – Victor Vance (GTA: Vice City Stories)

GTA Vice City Stories aslen güçlü bir senaryoyla oyuncuların karşısına çıkmasına rağmen, oyunun ana karakteri Victor Vance bu üne kavuşamadı. Kendisinin askerlikten suç dünyasına kadar uzanan ilgi çekici bir yaşam hikayesi varken, Rockstar bu karakteri değerlendirmeye devam etmedi ve Victor’u Vice City senaryosuna dahil ederek Vice City’nin başında öldürttü.

#8 – Johnny Klebitz (GTA: The Lost and Damned)

 GTA IV’ün ek paketlerinden The Lost And Damned’la birlikte karşımıza çıkan Johnny Klebitz, Liberty City’de ünü yayılan, politikacısından sokak çetelerine kadar birçok kontağı bulunan The Lost çetesinin yöneticisiydi. Johnny’nin kendine has tarzı ve duruşu ile GTA serisinde önemli bir yer edinmesi gerekirken, oyunun gelişigüzel yazılan senaryosu ve kısa süren oynanışı nedeniyle serinin diğer oyunlarındaki karakterler gibi göz önünde olamadı.

Ayrıca kendisi için haksız bir final yapıldı ve GTA V’teki senaryoya göre öldürüldü.

#7 – Tommy Vercetti (GTA: Vice City)

Tommy Vercetti belki de hepimizin aklında kalan ve anılarında canlanan, ününe ün katmış GTA karakteri. Ağırbaşlılığı ve mafyatik olması sayesinde ve 80li yıllarda çıkan meşhur aksiyon filmlerinden esintilerle yazılan GTA Vice City senaryosuyla birlikte hepimizin aklında kalsa da geçmişinin “hapiste yattı” denilerek kısa kesilmesi ve detayının verilmemesi sonucu onun hakkında samimi bir sempati duymamız biraz zor.

#6 – Luis Lopez (GTA: The Ballad of Gay Tony)

GTA IV’ın bir diğer ek paketi olan The Ballad of Gay Tony ile birlikte karşımıza çıkan Luis Lopez, yine kendine has tarzı ve duruşu ile rahatlıkla hatırlanabilecek karakterler listesine girebilirdi. Liberty City’nin en büyük gece kulübünün sahibi Gay Tony’nin korumasıydı ve bu ikilinin içine düştüğü spontane olaylar seriyi diğer GTA oyunlarına göre daha farklı bir noktaya getirmişti.

Ancak Rockstar yine bu karakteri ve senaryoyu kısa tuttu, kendisini bir daha GTA evreninde göremedik.

#5 – Franklin Clinton (GTA V)

Franklin Clinton, GTA V’de bulunan belki de en dikkat çekici karakterdi. Zira “sokak çocuğu” imajı ve daha önce de aşina olduğumuz Grove Street’in yerlisi olduğu için yüzeysel olarak oyuncuların sempatisini kazanmıştı, oyun duyurulduğu dönem oyuncular arasında “yeni bir CJ mi geliyor” beklentisini yaratmıştı. Ne var ki, oyunun senaryosuna bakılırsa Franklin, Rockstar’ın klişe yöntemiyle senaryoda harcanmıştı. İşlediği bir suç yüzünden hapse girmesinin ardından aklı başına gelen ve “daha normal” işlere yönelirken bir gün tesadüf sonucu Michael’la tanıştıktan sonra daha büyük bir çukura adım atmıştı ve lüksün ve şehvetin tadına bakmaya başlamıştı.

Bu konuda karakter yapısı olarak biraz da olsa CJ ile benzerlik gösterse de oyunun senaryosunda Michael ve Trevor’a göre daha yüzeysel yazıldığı için zamanla oyuncuların sempatisi yerine antipatisini kazandı.

#4 – Trevor Phillips (GTA V)

Kendine has yapısıyla ve deliliğiyle sadece GTA tarihinin değil, oyun dünyası tarihinde de en özgün karakterlerden biri olan Trevor, şüphesiz ki akıllarımızda da yer etmiştir.

Onu şimdiye kadarki en sevilen GTA karakterlerinden biri yapan, deliliği ve arkadaşlarına karşı saygınlığı ve sarsılmaz bağlılığın ikilemidir.

Ayrıca Trevor, oyundaki en komik sahnelerin başrolünde olduğu için de oyuncuların sempatisini kazanmıştır.

#3 – Michael De Santa (GTA V)

Michael De Santa, belki de GTA serisinde bugüne kadar yazılmış en iyi karakterlerden biri. Geçmişteki soygunculuk kariyeri sayesinde yaşadığı zenginliğin sonucu olan tükenmişlik sendromu, kirli geçmişiyle yüzleşmekten korkması, egoist bir kişilik yapısına sahip olması ve bunların da oyun boyunca kendisine psikolojik anlamdaki yansımalarını gördüğümüz için Hollywood özentiliğinin, yani “zenginlik ve şatafatın” altında yatan depresif gerçeği hatırlamamızı sağlıyor.

Antipatik kişiliği sayesinde oyunda kendisinden nefret ettirirken, oyundaki bu temayı da düzgün bir şekilde yansıtmasından dolayı başarılı yazılmış bir karakter.

#2 – Niko Bellic (GTA IV)

Kimi oyuncular depresif havası ve karakter portrelerinin oyuna yansıması sebebiyle oluşan ağır senaryosu sayesinde GTA IV’ü seviyor, bunu biliyoruz. Oyunun sevilme nedenlerinden biri de şüphesiz ki oyunun yapısını ve Liberty City’deki tüm suç kaynaklarını tek başına omzunda taşıyabilen Niko Bellic’tir.

Kuzeninin “daha iyi bir yaşam, burada zenginlik var” gibi laflarıyla gaza gelip Sırbistan’dan Liberty City’e kaçak yollarla göç eden Niko, kandırıldığının farkına vardıktan sonra kuzenini ele geçiren tefecilerden, geçmişte karşılaştığı insanlarla tekrar yüzleşmesine kadar birçok farklı sorunla karşılaşacaktır ve şehirdeki karanlık girdabın içine girecektir.

Bu bakımdan kalabalığın içinde aslen yalnız kalan Niko Bellic, oyundaki depresif havayı ve gerçekçiliği çok iyi yansıtıyor. Ayrıca kimi filmlerin de konusu olan, mültecilerin Amerika’ya  göç ederek yeni bir hayata başlayacağı hayalini, yani “Amerikan rüyası” deneyimini bu karanlık oyun sayesinde birebir yaşayabiliyoruz.

#1 – Carl “CJ” Johnson (GTA: San Andreas)

İsmini görünce hemen tanıdınız değil mi? Oyun dünyasında belki de en ikonik karakterlerden biri olarak tarihe geçen CJ, aslen Rockstar için bir dönüm noktasıydı.

Rockstar San Andreas için, GTA III ve Vice City’deki “yüzeysel aksiyon”u daha derine indirerek hatırda kalıcı bir senaryo yazdı. Bu durum, serinin sonraki oyunlarının da aksiyondan ziyade senaryo tarafının daha ağır basmasına sebep oldu. Bu bakımdan GTA San Andreas, oyun dünyasındaki öncülerden biri diyebiliriz aslında.

Peki bu senaryoyu akılda bırakan, 90lı yılların başında Amerika’daki gergin çete savaşlarını ve yine o yılların garip moda akımlarının sonucuyla oluşan “indie” bir yaşam tarzını kendi potasında harmanlayarak San Andreas’in bütün yükünü sırtında taşıyan kimdi dersiniz? Tabii ki de CJ.

Gençliğinin ve suç hayatının etkisiyle dışarıdan ciddi biri gibi durmasa da özünde ağırbaşlı ve sadık duruşunu eksik etmeyen CJ, hiç şüphesiz oyun dünyasında bir ekol haline gelmiştir. Bu sebeple de CJ, GTA tarihindeki en unutulmayan karaker haline gelmiştir.